Ara
  • Geleceğe Dokunan Anneler

Ebeveyn Olarak Nasıl ve Neleri Geliştirelim ?

En son güncellendiği tarih: Ağu 10

Sevgili aileler,

Hep birlikte zor bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç fiziksel sağlığımızı sınadığı gibi kimi zaman psikolojik sağlamlığımızı, kimi zaman yaratıcılığımızı, kimi zaman kişilik özelliklerimizi, kimi zaman ise ilişkilerimizi test ediyor ve ortaya koyuyor. Bu süreçte tüm bunlarla yüzleşmenin tatsız yanları olabileceği gibi bize kendimizi geliştirme fırsatı verdiğini de unutmayalım.

Biz ebeveynler olarak neleri mi geliştirebiliriz? Bir bakalım J

1- Çocuklarımızla ilişkilerimizi kuvvetlendirebiliriz.

Eğer bu süreçte hastalanmadıysak evden uzak kalmamızı gerektiren bir çalışma koşulumuz yoksa önceden vakit yok ki dediğimiz oyunları şimdi oynayabilir, hikayeleri şimdi okuyabiliriz. Ama hepsinden önemlisi önceden yapamadıysak bile şimdi çocuğumuzu dinleme becerimizi geliştirebiliriz. Nasıl mı?

-Sözünü kesmeden, başka şeylerle ilgilenmeden, onu bir şeylere zorlamadan onu dinlemeye dikkat edebiliriz. Örneğin; biri bizimle konuşurken sürekli sözümüzü kesse, telefonuna baksa, bizim yüzümüze bakmasa bunu saygısızlık olarak düşünürüz. Çocuklarımız saygı gördükçe kendine ve başkalarına değer vermeyi saygı duymayı öğrenirler bu nedenle onlara bize yapıldığında saygısızlık olarak nitelendireceğimiz tutumlar sergilememeliyiz.

- Çocuklarımızı dinlerken, onlarla konuşurken göz hizalarına inelim. Pek çok aile çocuğum beni dinlemiyor, sözlerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor diyor ancak daha en başında çok temel bir hata yapmış oluyorlar. Anne babalar çocuklarıyla konuşurken onların göz temasına inmediğinde çocukların onların dediklerini takip etme, önemseme ve hatırlama olasılıkları azalır.

-Onların bu süreçteki duygularını, düşüncelerini, tepkilerini gözlemleyelim anlatmaları için fırsatlar yaratalım. Sonuçta şu bir gerçek değil mi: Hepimiz gelecekte duygu –düşüncelerini dile getirebilen yetişkinler olmasını istiyoruz çocuklarımızın. Peki tam olarak ne kadar gelecekte, tam hangi doğum günlerinde buna dönüşmesini istiyoruz? Oysaki onların sahip olmalarını gönülden istediğimiz bu özellikler bir günde kazanılan özellikler değildir. Çocuklarımızı ‘nasıl yetişkinler’ olarak görmek istiyorsak ona uygun yetiştirmeliyiz.

-Olumlu davranışlarını görmeye desteklemeye çalışalım. Örneğin evle ilgili sorumluluk aldığında teşekkür edelim, güzel yaptığı şeyleri söyleyelim. Ancak bu övgü kısmının gerçekdışı ve abartılı olmamasına da dikkat edelim. Diyelim ki çocuğumuz evi süpürdü ancak salonu süpürdükten sonra sıkıldı ve baştan savma yaptı. O zaman ‘bugün bu sorumluluğunu yerine getirdiği için teşekkür ederim salon gerçekten pırıl pırıl olmuş ama diğer yerler tam öyle değil sıkılmış ya da yorulmuş olabilir misin? Bunu nasıl çözebiliriz yarın ara vererek yapmak ister misin?’ gibi cümleler kurabiliriz.

-Olumsuz etiketlerimizden vazgeçelim… Çocuğumuzun aynası olduğumuzu ve ona olumsuz etiketler yakıştırdığımızda onun benlik saygısını ciddi düzeyde sarsacağımızı unutmayalım. Beğenmediğimiz davranış yerine istediğimiz davranışı söylemeye, bunu yapamadığımızda beğenmediğimiz davranışı genellemeden ifade etmeye özen gösterelim. Örneğin; çocuğumuz bir saat yerine ders başında yarım saat oturduysa ‘çok tembelsin, hemen kalktın, yarım saat ders mi olur, bu kadar kısa olmasın çalışma saatin ‘yerine ‘yarım saat çalıştığını gördüm bu iyi bir şey ama sanırım çok çalışmaya ihtiyacın var bunu bir saate çıkarmayı deneyelim’ gibi cümleler kurmak çocuğa daha çok anlaşıldığı hissini verir ve onu iş birliği yapmak için daha çok motive eder.

2- İçimizdeki çocuğa kulak vermeyi deneyebiliriz.

Birlikte neşelenmek, saçma şeylere gülmek, her şeyi merak etmek, oyun oynamak zor mu görünüyor? Aslında hiç de zor değil… Biz büyürken içimizdeki çocuğu kaybetmeyiz sadece ona sabretmeyi, susmayı, yalnızca biz söz verdiğimizde konuşmayı öğretmiş oluruz. Zamanla hiç söz vermezsek o da hiç konuşmayacak kadar içine kapanır, suskunlaşır. Ama ne zaman söz verirsek, başta çekinerek de olsa, tekrar konuşacaktır.

Mutlaka her anne babanın zıplaması, bütün gün yaratıcı oyunlar kurması gerekmiyor. Çok zorlandığımızda küçüklüğümüzde sevdiğimiz oyunları çocuklarımıza öğretmeyi, onlarla oynamayı deneyebiliriz. Bazen oda toplamayı bile oyun haline getirebiliriz aslında. Hiç yapamıyorsak çocuğa bırakalım, çocuklar bizi ‘sen şimdi şöyle de ben şöyle yapayım’ diye yönlendirir.

Haa bu arada internetten yaratıcı etkinlikler, çocuklarla yapılan deneyler öğrenip onları da uygulayabiliriz J Rahat olalım hiçbir anne baba tüm günü çocukla oynamaya ayıramaz ama her gün bir miktar zaman oyuna ayırırsak bu hem içimizdeki çocuğa, hem kendi çocuğumuza, hem de çocuğumuzla ilişkimize iyi gelecektir. Unutmayalım süreden çok, birlikte geçirdiğimiz zamanın kalitesi önemli.

3- Eşler arası dengeyi ve desteği gözden geçirebilir duruma uygun güncelleyebiliriz ;)

Ludwig van Beethoven 9. senfoniyi besteledikten ve istediği başarıyı elde edip çok mutlu olduktan bir süre sonra hayatını kaybetmiştir. Vasiyetine bakıldığında şu satırlar dikkati çekmiştir. ‘Beni unutmayın çünkü ben bütün ömrümce sizleri mutlu etmeye çalıştım, mutlu olun. İnsanları mutlu etmek için bu kadar çabalamasa onu çok mutlu eden 9. senfoniyi besteleyebilir miydi?

İnsanlar başkalarını mutlu etmeden özellikle de aynı evde yaşadıkları kişilerin mutsuzluğuna rağmen mutlu olamazlar. O nedenle eşlerimize yardımcı olalım demiyorum. Karşılıklı olarak birbirimizin işini kolaylaştıralım, birbirimizi dinlendirelim diyorum. Şu pandemi sürecinde evlerde kalırken en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri kendimize vakit ayırmak değil mi çocukları ve/veya ev işlerini sırayla üstlenip birbirimize bu fırsatı tanısak harika olmaz mı?

4- Çocuklarımıza uygun model olmaya çalışabilir bu anlamda alışkanlıklarımızı gözden geçirebiliriz.

Covid sürecinden önce aileler kliniklerimize sıklıkla çocuğum hiç kitap okumuyor, hiç spor yapmıyor, sabırsız, çok sinirli, küfür ediyor, kızınca hemen bağırıp kabalaşıyor gibi şikayetlerle gelmekteydi. Tahmin edersiniz ki biraz ayrıntılara girince ‘annesi de hemen kızar, babası çok sinirli ve kolayca küfür kullanır, kitap okumaya-spor yapmaya vaktimiz olmuyor, ee bütün gün yoruluyoruz haliyle sabır kalmıyor bizde de’ cümleleri gelmekteydi. İşte şimdi bu üzücü süreci olumsuz alışkanlıklarımızı değiştirmek için fırsat olarak kullanabiliriz. ‘Doktorun dediğini yap, yaptığını yapma’ güzel bir sözdür ama gerçeği yansıtmaz, onun yerine ‘doktor dediğini sen de yap’ olmalıydı bu söz aslında. Çünkü tüm insanlar gördükleri davranışı kodlama ve model alma eğilimindedir. Bir düşünelim, bu süreçte televizyonda ‘maske takın’ diyen hekimleri dışarıda sıklıkla maskesiz dolaşırken görseydik, ya da tam tersi ‘şu vitamini almayın gereksiz’ diyen bir hekimin bu sürecin başında evinde o vitamini depoladığını, covidden korunmak için kullandığını öğrenseydik davranışına mı inanırdık yoksa sözüne mi?

Tutum değiştirmek zor bir süreçtir ancak imkânsız değildir. Çocuklarımızda değişmesini istediğimiz özellikler bizde de varsa önce kendimizi değiştirelim çocuğumuz zaten bizi model alacaktır. Benzer şekilde çocuğumuzun edinmesini istediğimiz alışkanlıkları (örneğin; kitap okumak, spor yapmak) biz de edinmeye çalışalım.

Sevgili aileler, umarım hepimiz sevdiklerimizle, değer verdiğimiz kişilerle birlikte bu süreçten öncelikle sağlıklı olarak çıkarız. İkinci olarak da dilerim ki psikolojik olarak da büyümüş, dayanıklılığı artmış bireyler ve aileler olarak geride bırakırız bu pandemi dönemini. Hastalıklar, felaketler gelir geçer. Bunların sonrasında hayattaki kişilerin ellerinde kalan bu süreçteki çeşitli kayıp ve kazançlarıdır. Kazançlarımızın kayıplarımızdan daha çok, daha büyük olması dileğiyle,

Doç. Dr. Ş. Gülin Evinç

Klinik Psikolog

Hacettepe Ünv. Çocuk ve Ergen Ruh Sağ. ve Hast. AD.



34 görüntüleme

Copyright 2018 Projemiz Hayat